İçeriğe geç

Çello mu büyük kontrbas mı ?

Çello Mu Büyük Kontrbas mı?

Kayseri’nin o sakin akşamlarından birinde, bir müzik odasında kaybolmuşken, fark ettiğim şey şuydu: İçimden bir şey beni sıkıştırıyor, sanki bir karar vermem gerekiyordu. Çello mu büyük kontrbas mı? Bu, basit bir soru gibi görünse de ruhumda uğuldayan bir melodi halini almıştı. O an, tam olarak bu soruyu sormak istemiyordum. Hadi gel, anlatayım, belki sen de beni biraz daha anlayabilirsin.

Bir Karar Vermek

Bir gün, annemin biraz sert ve biraz da sevimli bakışları altında, evde eski müzik aletlerinin arasında kaybolmuştum. Çello ve büyük kontrbas, yıllar önce amcamın evinden kalma, her birinin kendine özgü hikâyesi olan, bazen unuttuğum bazen de hayalini kurduğum eski dostlardı. Ama o gün, bir seçim yapmak zorunda olduğumu hissettim. Çello mu büyük kontrbas mı? Sorusu kafamda hep çalkalanıyordu.

Evet, ben bir müzik aşığıydım. Kayseri’nin kasvetli sokaklarında büyümüş, duygularımı notalarla ifade etmeye başlamıştım. Ama tam bu anda, her şeyin bir önemi yoktu. O an yalnızca iki seçeneğim vardı: Çello ve büyük kontrbas. Hangi duyguyu, hangi sesi seçecektim? İçimdeki boşluğu mu doldurmalıydım, yoksa bir zamanlar bana en yakın hissettiren o derin, gür sesi mi tercih etmeliydim?

Çello: Yalnızlığın Melodisi

Çello, bana her zaman biraz melankolik bir arkadaş gibi gelmişti. Çello’nun çaldığı naif melodiler, derin acıları, geçmişin ince hüzünlerini dile getirirdi. İçimdeki duygusal genç hep çelloyu sevdim. O, bana yalnızlıkla, kayıplarla baş etmenin bir yolunu, içsel huzuru aramanın bir melodisini anlatıyordu. Çello ile yıllar önce, henüz çocukken tanışmıştım. Birçok saat boyunca onu çalmayı denemiş, akorlarını sarmaya çalışmıştım ama başarılı olamamıştım. Ne de olsa ben henüz bir çocuğum, duygularımı nasıl notalarla ifade edeceğimi bilmiyorum. O gün, o çello beni hep bekleyen bir şey gibi hissediyordu, ona dönmeyi hep istedim.

Ama işte o akşamda, bir şey değişti. Çello’yu elime aldığımda, o eski duyguların canlandığını hissettim. Melodiyi çalmaya başladım, ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, hep bir eksiklik vardı. Melodi tamamlanmamış gibiydi. Bir boşluk vardı, içimde yankı yapan bir boşluk. Çello’nun sesi bana huzur vermediği gibi, biraz da rahatsız ediyordu. Her nota, bir şeylerin eksik olduğunu hatırlatıyordu. Sanki sadece yarım bir şey vardı ve ben ona sahip olamayacak kadar küçük biriydim. Bu çello bana bir şeyler söylese de, ben onu gerçekten anlamıyordum.

İçimdeki genç, bu kadar hüzünlü olmak istemiyordu, belki de bu yüzden çelloyu bırakıp kontrbasa bakmak zorunda kaldım.

Büyük Kontrbas: Güçlü ve Duygusal Bir Yanıt

Büyük kontrbas, bana her zaman daha güçlü ve derin bir sesin peşindeymişim gibi gelirdi. Sesinin gücü, beni sarmalayan bir engel gibiydi. O an, ellerimi büyük kontrbasın tellerinde gezdirirken, bir şeylerin değiştiğini fark ettim. Bu müzik aleti, bana içimdeki boşluğu doldurmanın yolunu gösteriyordu. Çello gibi narin, yalnızca duygusal olan bir alet değil, çok daha fazlasıydı.

Büyük kontrbasın sesi, içimdeki boşluğu yok etmeye başlamıştı. Hızla çalmaya başladım. Evet, belki çok iyi değildim, belki de o kadar deneyimim yoktu, ama kontrbasın derin sesleri bana ait gibiydi. Her bir notada, bir yeri, bir zamanı hatırladım. Sanki hayatımdan her anıyı çıkarıp yavaşça bu enstrümana koyuyordum.

Büyük kontrbas bana hep gücü, iradeyi, hayatta kalmanın önemini hatırlatıyordu. Çello’nun ince melodilerinden farklı olarak, kontrbas daha fazlasını vaat ediyordu: bir hikaye, bir yaşam. O hissi, o melodiyi hissedebiliyordum. Ve içimdeki genç bu yüzden büyük kontrbasa çok daha yakın hissetti. Belki de bu yüzden ondan çok şey bekledim, çok şey duydum.

Çello Mu, Büyük Kontrbas Mı?

İçimde bir fırtına esmeye başlamıştı. Çello ve büyük kontrbasın arasındaki fark, bana bir ikilem yaratıyordu. Her biri farklı bir yönümü anlatıyordu. Çello, yalnızca bir melankoliye, bir kayba işaret ediyordu. Ama büyük kontrbas, her notada bir hayat, bir gücün işaretiydi. O derin, gür ses, beni sarmalıyordu. Çello mu, büyük kontrbas mı? Bu sorunun cevabını bulmak, bir yandan da benliğimi anlamak gibi bir şeydi.

Bazen insanın ruhu farklı duygulara ihtiyaç duyar. Bazen hüzün, bazen güç… İçimdeki duygular bu iki enstrümana adeta bölünmüştü. Çello bana yalnızlıkla ve içsel huzurla geliyordu, ama büyük kontrbas bana sesini yükseltip bana güç veriyordu. Sonunda, her ikisini de sevdim. Her ikisi de benim içimde bir parça, ikisi de birbirinden vazgeçilmezdi.

Bir Yolu Seçmek

İçimdeki mücadele devam ederken, bir an fark ettim: Bu karar sadece bir müzik aleti seçmekten çok daha fazlasıydı. Çello ve büyük kontrbas arasındaki tercih, hayatta neyi ve nasıl hissedeceğimi belirleyecekti. Birini seçerken, bir yönümü kaybedecektim, ama ikisini de birleştirip bir bütün oluşturursam, eksiksiz olabilecektim.

Çello ve büyük kontrbas arasında, belki de sadece bir karar farkı vardı. Birini seçmek, duygusal bir yolda ilerlemekti. Ama diğerini seçmek, hayatta kalmanın, mücadele etmenin ve güçlü olmanın yoluydu. O gece, Kayseri’nin sessizliğinde, ikisini de birlikte çalmaya karar verdim. İki enstrümanın melodisini, ruhumun derinliklerine ulaştırmaya başladım. Belki de hayat, her iki enstrümanı birlikte çalabilmeyi öğrenmekti.

Çello ve büyük kontrbas, tıpkı hayatın kendisi gibi, birbirini tamamlayan farklı seslerden oluşuyor. Biri hüzün, diğeri güç… Ama birlikte, muazzam bir senfoni yaratıyorlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet