İçeriğe geç

Kaçan balık büyük olur atasözü mü deyim mi ?

Kaçan Balık Büyük Olur: Atasözü mü, Deyim mi?

İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, sosyal ortamlarda esprili ama kafasında her an bir dünya kuran bir genç olarak, bazen hayatın sıradan anlarında, küçük bir kelime ya da deyim, insanı derin düşüncelere sevk edebiliyor. Özellikle “Kaçan balık büyük olur” deyimi, bana her zaman garip bir şekilde esprili gelmiştir. Hem biraz komik, hem de içinde derin bir felsefi anlam barındırıyor gibi. İşte bu yazımda, hem mizahi hem de yaratıcı bir şekilde, “Kaçan balık büyük olur” atasözünün derinliklerine inmeye çalışacağım. Hem kendimi hem de başkalarını anlamaya çalışan bir ruh halini yakalayacak, bazen iç sesime kulak verecek ve her şeyin sonunda da okurun zihninde yeni sorular bırakacağım.

Kaçan Balık: Büyük Olur, Ama Neden?

İzmir’in sıcak sokaklarında, akşamüstü arkadaşlarım ile buluşmak için yola çıkarken, birden aklıma bu deyim takılıyor. “Kaçan balık büyük olur” derken, gerçekten büyük olan nedir? Kaçan balık mı, yoksa o balığı yakalayamamış olan mı? Hadi bir bakalım.

Aslında, bu deyim bize hayatın ironisini hatırlatıyor. Ne zaman bir fırsatı kaçırırsak, hemen o fırsatın ne kadar değerli olduğunu fark ediyoruz. Ama mesele, kaçırdığımız fırsatın ne kadar “büyük” olduğu değil. Bazen, o fırsat kaçmış olsa da, hayatta başka birçok küçük fırsat bizi bekliyor olabilir. Yani, işin komik tarafı şu: Kaçan balık, genellikle büyümez; biz o balığı her zaman olduğundan daha büyük hayal ederiz.

Şimdi bir düşünün: Düşük bütçeli bir sinema bileti almak için sırada beklerken, arkadaşınız size gelip “Bunu al, bak çok güzel film!” diyor. Siz de “Yok ya, başka zaman alırım” diyorsunuz. Ama bir gün sonra, filmle ilgili yorumları duyuyor ve hemen içinizde bir pişmanlık başlıyor. “Vallahi de billahi de o film çok iyiymiş, kaçıverdi gitti!” diyorsunuz. İşte bu anda, kaçan fırsat “büyür.”

İç Sesim: “Yine mi? Bunu mu kaçırdın?”

Beni tanıyanlar bilir, iç sesim bazen bir film gibi takılır kafamda. Tam da bu noktada, bir anlık iç sesime kulak veriyorum. Kendime şöyle diyorum:

“Gerçekten mi? Sinemaya gitmek mi? O kadar da değeri olan bir şey değildi ki… Hem de, kimse bu kadar takıntılı olmamalı. Bir bakışta her şey büyür. Bugün bu fırsat kaçtı, belki yarın bambaşka bir şey çıkacak.”

Ve sonra daha fazla düşünmemek için bir kahve alıp o anı geçiştiriyorum. Ama hala kafamda o “kaçan balık” büyüyor. Demek ki, hem kaçan fırsatlar hem de onları tekrar yakalama çabası insanın ruhunda bir tür “büyüme” yaratıyor.

Yalnızca Balık mı? Fırsatlar da Kaçar

Bir gün arkadaşım Ahmet’le buluşmak üzereyiz. Ahmet, her zaman biraz aceleci, çok fazla plan yapmadan hareket eder. Bir restoranın önünden geçerken gözümüze ilişen balık menüsünü gösteriyor. “Bu ne ya, balığı da mı unuttuk? İki saat boyunca bunun peşinden koştuk!” diyerek gülümsüyor.

Bunun üzerine ona şöyle diyorum: “Ahmet, balık değil, fırsat kaçtı. Eğer gerçekten her fırsatı çok değerli görseydik, onları kaybetmeye o kadar kolay alışamazdık. Sen balığı kaçırmış olabilirsin ama belki başka bir fırsat, çok daha iyi bir yerde seni bekliyor.”

Ve bir anda ikimiz de gülmeye başlıyoruz. Çünkü aslında hiç bir şeyin kaçması o kadar büyük bir felaket değil. Bazen küçük bir kayıp, çok büyük bir kazanca dönüşebilir. Mesela, “Kaçan balık büyük olur” deyimi bize tam olarak bunu anlatıyor. Hayatın fırsatları bazen planlarımıza uymayabilir, ama doğru bakış açısıyla, o “kaçan balık” belki de sadece bize daha büyük bir şey hazırlıyordur.

“O Balık Kendi Kendisini Büyütür”

Bazen düşünüyorum da, o “büyük balık” gerçekten de bizim kafamızda büyür. Hani diyorlar ya, “Görseniz de inanmazsınız”, işte o balığı da tam olarak böyle büyütüyoruz. Hepimizin içinde bir içsel büyütme mekanizması var. Ne zaman bir fırsat kaçsa, işte o fırsatın kaçtığı an, bizim kafamızda en güzel haliyle yer eder.

Ama bazen bu büyütme işi ters tepebiliyor. Mesela, bir zamanlar sevgilime “Sonsuza kadar birlikte olacağız” dediğimde, o kadar büyütmüştüm ki, sonunda birkaç hafta içinde bana “Buna ne kadar güveniyorsun ki?” diye sormuştu. O an düşündüm: “Vay be, bu kadar büyütmemiş olsam belki de şimdi daha mutlu olurdum.”

Düşünce Fırtınası: “Gerçekten Büyür mü?”

Tabii ki, düşündükçe kafamda başka sorular da şekilleniyor. Bu deyim gerçekten bir şekilde doğru mu? Gerçekten “Kaçan balık büyük olur” mu? Yoksa sadece fırsat kaçtığında biz onu büyütmeye mi başlıyoruz? Yani, gerçekten kaçan balık büyür mü, yoksa biz onu büyük zannediyor muyuz?

Bazen hayat, bu kadar basit değil. Örneğin, geçen hafta sabah erken saatlerde, çok ama çok merak ettiğim bir kitabı almak için kuyruğa girmedim ve o kitap tükenmişti. Hemen içimde “Hah! Bir fırsat daha kaçtı!” diye düşünmeye başladım. Ama akşam saatlerinde, tesadüfen aynı kitap başka bir mağazada satışa sunulmuştu. İşte o an şunu fark ettim: Belki de balık ne kadar kaçarsa kaçsın, bir gün geri döner. Tıpkı fırsatlar gibi.

Sonuçta Kaçan Balık Büyük Olur mu?

Bir şeyin gerçekten “büyük” olup olmadığını anlamak, genellikle bizim perspektifimize bağlıdır. “Kaçan balık büyük olur” deyimi, hem komik hem de düşündürücü bir öğüt veriyor. Çünkü, çoğu zaman fırsatların gerçek büyüklüğü, onları nasıl değerlendirdiğimize göre değişir. Bir fırsat kaybolduğunda, onu büyütmek yerine, başka bir fırsatın bizi beklediğini hatırlamalıyız.

İzmir sokaklarında yürürken, kafa kafaya vermiş arkadaşlarla bu deyimi çok konuştuk. Ama bir şey var ki, her kaçan fırsat, sonunda bir başka fırsatın önünü açıyor. O yüzden, belki de “Kaçan balık büyük olur” demek, sadece hayatın bize sunduğu fırsatların, bize göre daha büyük bir anlam taşımasıdır. Belki de büyüleyen şey, kaçan balığın gerçekten büyük olması değil, onu kaçırdıktan sonra nasıl daha çok büyütüldüğünü fark etmektir.

Ve işte bu yüzden, hayat biraz komik ve biraz da karmaşık. Ama her anı, başka bir fırsat doğurur. Bunu kabul ettiğimizde, “Kaçan balık büyük olur” deyiminin anlamı aslında o kadar da kötü değildir. Bazen kaçırmak, büyümek demektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet